Bugün - 23 Haziran 2017 Cuma
Elazığ 30°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Sayfa 1
Sayfa 2
Yeni Üye
Gündem Spor Eğitim Sağlık Kültür-Sanat Ekonomi İlçe-Belde Haberleri Asayiş Ülke Gündemi 3. Sayfa 
Yazar Detayları

Hadi Önal

Hadi Önal - KERKÜK’TEN GELİYORUM

KERKÜK’TEN GELİYORUM
Yazı Tarihi: 04 Nisan 2017 Salı
27 Ekim 2008 tarihinde 15.Uluslararası Hazar Şiir Akşamları yapılmıştı.  O yıl Türkiye’den ve Türk dünyasından otuz iki şair Türkün bu büyük toyuna, manevi kurultayına katılmıştı. Şairler arasında biri vardı ki diğerlerinden çok farklıydı. Farkı kimliğinden ya da kişiliğinden kaynaklanmıyordu. Farkı geldiği ülkeydi. Farkı; doğduğu, ekmeği- suyu ile büyüdüğü topraklarının işgal altında olmasıydı. Farkı, dünyaya gözlerini açtığı toprağının altından petrol fışkırmasıydı. Toprak altından fışkıran zenginlik ona mutluluk getireceğine, refah getireceğine acı, ıstırap ve gözyaşı getirmişti.  Toprağın altındaki zenginlik emperyalist ve işgalci güçlerin iştahlarını kabartmış bin türlü hilye ve desise ile toprakları işgal edilmiş, işgalin sürdürülmesi, sömürünün devamlılığı içinde ülkesinin etnik ve mezhep ayrılıkları körüklenmiş, ülkesi adeta cehenneme çevrilmişti. 

15. Uluslararası Hazar Şiir Akşamları’na Kerkük’ten katılan Dr. Mehmet Ömer Kazancı’ydı. Türk dünyasının bu gönül gözlü, yüreği hazarlar kadar engin bir o kadar da dert yüklü şairini Hazar Şiir Akşamları Tertip Komitesi ona 15. Uluslar arası Hazar Şiir Akşamlarının Türkiye dışından katılan şairler adına açılış konuşması görevini vermişti.  Kerküklü şair Dr. Mehmet Ömer Kazancı’nın yaptığı konuşma, törene katılanlara duygulu anlar yaşatmıştı.

 27 Mart 2017 tarihinde emperyalist güçlerin taşeronluğuna soyunan, gözü dönmüş, Peşmergelerin bin yıllık Türkmen yurdu Kerkük’e bayrak astıklarını görünce Dr. Mehmet Ömer Kazancı’yı hatırladım. Arşivimde Dr. Mehmet Ömer Kazancı’nın “KERKÜK’TEN GELİYORUM”  başlıklı konuşma metnini buldum.  Virgülüne dahi dokunmadım yayınlansın istedim. İşte metin: 
“Hazar Şiir Akşamları’na davetiyemi aldığım gün, içimde askerliğe çağrılıyorum gibi bir duygu kabardı. Nereden hazırlık görmeli diye bir ara şaşkınlıkla davrandım. Hazar kıyılarını, Elazığ’ı Harput’u haritalardan tanıyor, biliyordum. Anadolu ile Kerkük arasında, ikisinin de yıllardır sineye çekerek ilan edemedikleri, ilan etmeye gerek de görmedikleri derin bir sevgi vardı. Kerkük Anadolu’nun hem coğrafya hem tarih hem kültür bakımından bir uzantısıydı. Kısacası geldiğim yöre havasıyla, suyuyla, dağıyla, toprağıyla, gelenek ve görenekleri ile beni garipsemeyecekti. Ben de konuk olduğum Hazar’da kendimi kendi evimdeymişim gibi hissedeceğim. Ama yine de korku benzeri bir şey yüreğimde hep kıpırdıyordu. Bana bir türlü acı sezdiriyordu.

Türk dünyasının her yerinden Kazakistan’dan Kırgızistan’dan, Türkmenistan’dan, Azerbaycan’dan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden, Kosova’dan kısaca tüm bildiğim ve bilmediğim Türk dünyasından katılan soydaş şair kardeşlerimle bir araya geleceğim için çok mutluydum.

 Tamam, tarihte bu soydaşlarımızla yan yana omuz omuza savaştık, soyumuzun bayrağını, ellerimizi birleştirerek gönderlere, göklere kaldırdık. Kanlarımızla zafer destanları yazdık. Üç kıtada devletler kurduk, medeniyetler yaydık. Bunları yaparken hep beraberdik. Kaynaşmıştık. Güzellikleri paylaşıyorduk. Biri birimizi öğretiyor, biri birimizden öğreniyorduk. Fakat bugün aramızda sınırlar var. Biz -özellikle biz- Irak Türkmenleri yıllarca Türk dünyasının sınırları dışında yaşadık. Hala da yaşıyoruz. Kollarımızı salayla sallaya değil, dilimizi rahat konuşarak değil, her şeyimize zincirlerin sıkıca vurulduğu buruk bir ortamda yaşadık, yaşıyoruz. Hep korku içinde, hep kuşku içinde hep baskı altında… Türk dünyası ile ilişkilerimiz tamamen kesikti. Ülkemizi şu veya bu nedenlerle ziyaret eden Türklerle- soydaşlarımızla- görüşenlerimiz casusluk suçu ile idam sehpalarına gönderildi. Türkçe olarak eğitim-öğretim görmekten mahrum edildik. Dilimizi hükümet dairelerinde konuşmaktan yasaklandık. Yeni doğan çocuklarımıza Türkçe adlar koymaktan yasaklandık. Peşimizde her zaman bizi takip edenler, adım adım izleyenler, hakkımızda rapor yazanlar oldu. Yazılan raporlar gizli istihbarat teşkilatına iletildi. Davamızı sırtına alarak ön sıraya yürüyen insanlarımız içeri atıldılar, sonra da idam edildiler. Soykırımlar uygulandı. Bir değil binlerce defa… Tek suçumuz Türk olmaktı. Bu duyguyu onurla yaşatmaktı. Türk dünyası ile herhangi bir biçimde ilişki kurmak idam fermanımızı imzalamakla eş değerdi bizim için. Seksen beş yıl kırılması imkânsız olan bir zincire vurulduk kısacası.

2003’te sözde demokrasiye kavuşturulduk. Her şeyin iyiye doğru gelişeceğini düşünürken yine yeni bataklara sürüklendik. Mezhep çatışmaları başlatıldı aniden her yerde. Ülke, kan gölüne döndü. Düne kadar mazlum olduklarını söyleyenler zulmün en dile alınmazını uygulamaya başladılar. Bu zulümlerden en çok pay alanlar yine Irak Türkmenleri oldu. Neden mi? İnanın ki birlik ve beraberlik içerisinde olunmasını istediğimiz için. Ülkenin bölünmezliğine karşı çıktığımız için. Ama ne derseniz deyin ülkemizden başlayarak bütün Orta Doğuyu parçalamak, bölmek bölüştürmek planlarını farklı çıkarlardan dolayı üstlenen insanlık düşmanları var ülkemizde. Biz bunların bir bölüğüne karşı Kerkük’te kanlı bir savaş veriyoruz.
Hazar Şiir Akşamları’nda düzenleyen tüm Elazığlı soydaşlarıma sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Beni bu büyük yürüyüşe, bu büyük cepheye bir asker olarak çağırdığınız; bana gurur, onur, şeref verdiğiniz için şükranlarımı bildirmek isterim.”

Türk dünyasını ortak kültür değerler etrafında buluşturmak, Türk dünyası arasında milli şuuru güçlendirmek amacı ile düzenlediğiniz Hazar Şiir Akşamları’nda dertlerimizin bir kısmını şiir ile de olsa anlatmaya çalışacağım.
Evet, Kerkük’ten gelerek Türk’ün bu büyük toyuna katılan Dr. Mehmet Ömer Kazancı’nın duyguları işte böyleydi. Bir de bir şiiri var tabii “KERKÜK’TEN BİR MESAJ” başlığını taşıyordu.

KERKÜK’TEN BİR MESAJ 

Kerkük’ten geliyorum
Alnı kan şakağı kan, üstü başı kan
Sormayın kavim, kardaş
Kaç yara taşıyorum
Elimden düştü kılıç
Elimden düştü kalkan
Kollarımla savaştım
Ve hala yaşıyorum.
Savaşmaya mecburum
Yoksa,  yok olacağım
Yok olacak Kerkük’üm
Yoksa git gide daha
Körleşecek bu düğüm
Haritalar üstünde gördüğüm, göremediğim
Bütün Türk ellerine 
Sıçrayacak bu kan
Yayılacak bu zulüm
Dağılacak Ötüken
Silinecek güneşin göbeğinde yazılan 
Orhun kitabeleri
Demeyin kavim, kardaş
Demeyin ki
Irmaklarımız gazi, dağlarımız kahraman
Geçilemez bu vatan
Ve bir işaret ile 
Tüm zaferler koşarak
Gelir ayağımıza
Demeyin ki
Bir adımla binlerce tehlikeler atlatan
Bu milletin hakkından
Kim gelir, kim gelecek
Bu savaş başka savaş
Bu düşman farklı düşman
Ne dini var, ne ırzı, ne namusu
Tüm dillerde konuşan
Cin gibi yer değiştiren
Kentte dost, dağda pusu
Bu düşmanın bir c’isini
Kerkük’te yakaladık
Vuruyoruz ölmüyor
Vuruyoruz çoğalıyor
Çoğalıyor ot gibi
Hâlâ da vuruyoruz, hâlâ savaşıyoruz
Savaşmaya mecburuz
Kaç yıl daha sürecek bizim için bu kâbus
Sizin için bu durum
Sormayın kavim, kardaş
Sormayın bilmiyorum.
 
Hadi Önal/4 Nisan 2017/Elazığ
 
 
İletişim E-Posta: sonnokta23com@gmail.com - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

GÜNOĞLULUK VE GÜNOĞULLARI
KUR’AN VE ORUÇ AYI
ANNE
DUA KALBİN AYNASIDIR
EVET Mİ HAYIR MI
KERKÜK’TEN GELİYORUM
HÂLET EFENDİ
SOYTARILARA ŞİDDETLE İHTİYAÇ VAR
SENELER AH SENELER
23. ULUSLAR ARASI HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI
YEMEN TÜRKÜSÜ
MUTLU MUSUNUZ ONLARLA OLMAKTAN? MUTLU MUSUNUZ ONLARDAN VE OLANLARDAN?
ÖĞRETMEN VE ÖĞRETMENLER GÜNÜ
BEN ÖĞRETMENİM
ELAZIĞ’I İSTANBUL’DA YAŞAMAK
KANDIRIK YALAMASI
TOPRAK, TOPRAĞIN ALTI VE ÖTESİ
ALLAH’IN TOKADI(II)
YALANLA KİNLE PARMAKLA OYLA TARİH YAZILMAZ
ELAZIĞ’A YAPILAN HİZMETLERİ İNKÂR, NANKÖRLÜK; GÖRMEMEK KÖRLÜKTÜR
MERHABA ŞİİRE SÖZE MERHABA
MERHABA HAZAR MERHABA AY YILDIZLI BAYRAK MERHABA ARİF NİHAT ASYA
ELAZIĞ MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ VE HAKSIZLIĞIN RESMİ
ALLAH İÇİN… ALLAH ADINA…
DERSHANELER KAPANIR MI?
KADİR GECESİ
OY ANAM OY!
DÜN DÜNDÜ; BU GÜN BUGÜN DE, YA YARIN!
21. ULUSLAR ARASI HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI’NIN ARDINDAN
ELAZIĞ’DAN GÜMÜŞHANE’YE
ÖLÜMÜNÜN 5. YILINDA DİLAVER CEBECİ
İMRALI-ANKARA- KAN-DİL ATEŞKES ANTLAŞMASI
GÜL MUHAMMED
VELEDE BAK YAHU! GİT ZIBAR YAT; UYU, UYU!
ELAZIĞ, BİR SEVDALISINI DAHA KAYBETTİ
KİM BU TUNCAY GÜNEY?
Diğer Yazarlar

Sanayileşmede 4. Evre Başlarken, İstikbal ve İstiklalimiz Merkezinde BİZ!
TOPLUMUN CAN DAMARI KOMŞULUK
TFRS HAYAL OLDU, TDHP’NA DEVAM
ELAZIĞ’DAN MEKTUP VAR – 2
HARPUT DÜNYA MİRAS LİSTESİNE TAŞINIYOR
GÜNOĞLULUK VE GÜNOĞULLARI
El-Aziz'e Özlem
BENİM BABAM ÖLDÜ MÜ?
OYUN BOZAN MALATYA..!
Yazarlar
Hadi Önal
GÜNOĞLULUK VE GÜNOĞULLARI
Davranışlarını genel ahlak kurallarına göre d...
Metin AKGÜN
Sanayileşmede 4. Evre Başlarken, İstikbal ve İstiklalimiz Merkezinde BİZ!
Sanayileşmede 4. Evre Başlarken, İstikbal ve İstik...
Nevzat ÜLGER
HARPUT DÜNYA MİRAS LİSTESİNE TAŞINIYOR
Elazığ ilinde bulunan kültür varlıkları ...
Ali Kaya
BENİM BABAM ÖLDÜ MÜ?
  Benim babam öldü mü?...&nbs...
Yrd.Doç.Dr.Kadri Kulualp
OYUN BOZAN MALATYA..!
Derbilerin bir klişesi vardır. “Orta sa...
Doç.Dr.Murat BOYDAK
ELAZIĞ’DAN MEKTUP VAR – 2
Sabah canım hep çay çeker, bu şehrin...
Bilal CİVELEK
TOPLUMUN CAN DAMARI KOMŞULUK
Ne zaman kat kat daireler yapıldı, komşuluk bozulm...
Alpaslan Arite (Yeminli Mali Müşavir)
TFRS HAYAL OLDU, TDHP’NA DEVAM
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartla...
Fatma Bayram
El-Aziz'e Özlem
Kayseri’den kuzenim geldi. İlk kez Elazığ&rs...
Hava Durumu ( Elazığ )
Bugün
12°°C - 30°°C
Cumartesi
12°°C - 31°°C
Pazar
14°°C - 34°°C
Pazartesi
15°°C - 35°°C
Namaz Vakitleri ( Elazığ )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
02:5904:5212:3216:2520:0021:43

23 Haziran 2017 Cuma
Günün Sözü
İmanın efdali: nerede olursan ol, Allah?ın (CC) seninle olduğunu bilmendir.
(Hz. Muhammed)
Tarihte Bugün
656 - Hazreti Ali (k.v.) 'nin halife seçilmesi.
1565 - Turgut Reis'in şehadeti.
Arşiv Arama
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Sayfa 1
Sayfa 2
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(170 Online) 2,75ms