Bugün - 23 Haziran 2017 Cuma
Elazığ 30°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Sayfa 1
Sayfa 2
Yeni Üye
Gündem Spor Eğitim Sağlık Kültür-Sanat Ekonomi İlçe-Belde Haberleri Asayiş Ülke Gündemi 3. Sayfa 
Yazar Detayları

Hadi Önal

Hadi Önal - SOYTARILARA ŞİDDETLE İHTİYAÇ VAR

SOYTARILARA ŞİDDETLE İHTİYAÇ VAR
Yazı Tarihi: 23 Ocak 2017 Pazartesi
 
Soytarı, sözleriyle ve davranışlarıyla güldürüp eğlendiren kimse, maskara, kaşmer anlamlarında kullanılır. Bir meslek olarak kabul edin veya etmeyin; ancak soytarılığın tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. Arapçadan dilimize geçen bu kelime, Arapçada; sahte fallus takarak gülünç ve çoğunlukla müstehcen oyunlar oynayan kişiler için kullanılan ‘satir’ kökünden türetilmiştir.

Mısır firavunlarından, 13. Charles döneminin Fransa’sına oradan 15. Yüzyılda Montezuma'nın imparator olduğu Meksika’ya uzayan çizgide soytarıların hemen hemen girmediği saray eğlendirmediği devlet başkanı kalmamıştır. Tarihçi Murat Bardakçı, Osmanlı sarayında soytarı bulundurma geleneğinin Yıldırım Bayezid zamanında başladığını söylemektedir. Bardakçı’nın ifadesine göre Osmanlı saray soytarıları, daha çok Araplardan veya Habeşlilerden seçilir ya da esir pazarlarından satın alınıp saraya hediye olarak gönderilirlerdi. Cüceler, kamburlar ve hadımlar en çok rağbet gören soytarılardı.

İngilizcede soytarıya ‘jester’; Fransızcada soytarı olmasa da onun gibi okuyucu anlamında ‘minstrel’ sözcüğü kullanılmaktadır. Minstre, Latince ‘bir başka otoritenin emrinde görev yapan’ anlamındaki ‘ministerium’dan gelmektedir. İngilizler, 1916’dan sonra Başbakanın emri altındaki devlet departmanlarına da ‘minister’ demeye başlamışlardır. Jester(soytarı) ile ministerin(bakan) birleştiği yer işte burasıdır. Jester, Kral’ın dar kabinesinin imtiyazlı üyesi yani ministerin olarak görev alır.

Etrafları yalakalarla kuşatılmış imparatorlar /krallar /sultanlar, kendilerine doğruyu söyleyebilsin diye bir soytarıyı mutlaka yanlarında bulundururlardı. Soytarının en önemli görevi, rahatsız edici de olsa gerçekleri, mizahi tarzda ve velinimetini rencide etmeden söyleyebilmektir. Soytarılar, çoğu zaman bir halk şarkısına uyarlanmış dörtlükle devlet katında yapılan hatayı, yanlışı dile getirirlerdi. Hükümdarın veya üst düzey yetkililerin yozluklarını, hatalarını, aksak ve eksiklerini, yönetimle ilgili dokunulmaz görülen yanlışlarını hicvederlerdi. Soytarılar, ayrıca kralların /hükümdarların /sultanların en sıkıntılı zamanlarında onların imdadına yetişir; onları güldürür, dertlerini unutturur, gerginliklerini azaltır, etraflarını kuşatan yalakaların söyleyemediklerini söyler; sonuçta da yaptıkları bu hizmetin karşılığında yüklüce bahşiş alırlardı. 
Osmanlı sarayında soytarılık müessesi, demokrasi yolunda atılan ilk adım olan Tanzimat ile birlikte kaldırılmıştır. İnsanlık tarihi ile birlikte var olan ve maharet gerektiren bu meslek; yaşadığımız zaman diliminde kitaplarda, tiyatro ve görsel yayınlarda kendisini unutturmasa da gerçek anlamı ile varlığını sürdürememiştir. 

Günümüz dünyasında demokrasiyi henüz içine sindirememiş yöneticilerin çevrelerini, bir zamanların soytarılarına rahmet okutacak biçimde sosyolojik evrime uğrayarak kaşarlanmış; kaşarlandıkça da yalama olmuş çok sayıda dalkavuk, yağcı,  şaklaban, şakşakçı, yaltaklar almışlardır. Bunların içerisinde en tehlikelisi dalkavuklardır.

Dal-kavuk,‘sarıksız kavuk’ demektir. Sarık, bilindiği üzere eskiden ‘ilmin’ sembolü olarak kullanılırdı. İlim sahibi; kellesi gitse doğruya doğru, eğriye eğri demekten çekinmeyen ahlaklı ve haysiyetli kişi demekti. Oysa günümüzün sarıklı/ sarıksız kavukları, özellikle de isimlerinin önüne taktıkları prof. lakaplılar, olaylara ve durumlara doğru /yanlış; hukuk /gayri nizamilik gözü ile değil, velinimeti saydıkları kişilerin ağzından çıkan kerametli(!) sözleri esas alarak bakmaktalar. 

Günümüzün dal-kavuklar,“ne diye kral çıplak, deyip de başımı ağrıtalım; üç maymunu oynamak, çok daha kârlı, diye düşünmekte ve dilsiz şeytan rolünü başarı ile sürdürmekteler. Şimdilerde “doğru”; ilmi gerçekler değil, hüküm verenin kararlarıdır. Hatta ‘kraldan çok kralcı’ olan zamane dal-kavukları; verilen kararları alkışlamakla kalmayıp acaba ne yapsam, ne etsem, ne söylesem de velinimetimin göze girsem telaşı içerisinde çırpınmaktalar. Eh! Sonuçta karar sahibinin maddi ve manevi iltifatına mazhar olmak var. Oysa dalkavukluk ve onun icracısı dal-kavuklar, ülke için, millet için, devlet için hatta hüküm veren kişi için pimi çekilmiş birer bombadır. Bu kişiler, ülkeyi, devleti, milleti uçuruma sürüklemekle kalmaz, dal-kavukluğunu yaptığı kişinin tükenişini de hazırlarlar. O nedenle günümüzde rahatsız edici gerçekleri, şaka yollu da olsa ifade edebilecek kadim zamanlardaki soytarılara şiddetle ihtiyaç var. 

Allah, bu milleti umum dalkavuk, yağcı, şakşakçı ve yaltakların şerrinden korusun. 
 
Hadi Önal/20 Ocak 2017/Elazığ
(hadional23@gmail.com)
 
İletişim E-Posta: sonnokta23com@gmail.com - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

GÜNOĞLULUK VE GÜNOĞULLARI
KUR’AN VE ORUÇ AYI
ANNE
DUA KALBİN AYNASIDIR
EVET Mİ HAYIR MI
KERKÜK’TEN GELİYORUM
HÂLET EFENDİ
SOYTARILARA ŞİDDETLE İHTİYAÇ VAR
SENELER AH SENELER
23. ULUSLAR ARASI HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI
YEMEN TÜRKÜSÜ
MUTLU MUSUNUZ ONLARLA OLMAKTAN? MUTLU MUSUNUZ ONLARDAN VE OLANLARDAN?
ÖĞRETMEN VE ÖĞRETMENLER GÜNÜ
BEN ÖĞRETMENİM
ELAZIĞ’I İSTANBUL’DA YAŞAMAK
KANDIRIK YALAMASI
TOPRAK, TOPRAĞIN ALTI VE ÖTESİ
ALLAH’IN TOKADI(II)
YALANLA KİNLE PARMAKLA OYLA TARİH YAZILMAZ
ELAZIĞ’A YAPILAN HİZMETLERİ İNKÂR, NANKÖRLÜK; GÖRMEMEK KÖRLÜKTÜR
MERHABA ŞİİRE SÖZE MERHABA
MERHABA HAZAR MERHABA AY YILDIZLI BAYRAK MERHABA ARİF NİHAT ASYA
ELAZIĞ MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ VE HAKSIZLIĞIN RESMİ
ALLAH İÇİN… ALLAH ADINA…
DERSHANELER KAPANIR MI?
KADİR GECESİ
OY ANAM OY!
DÜN DÜNDÜ; BU GÜN BUGÜN DE, YA YARIN!
21. ULUSLAR ARASI HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI’NIN ARDINDAN
ELAZIĞ’DAN GÜMÜŞHANE’YE
ÖLÜMÜNÜN 5. YILINDA DİLAVER CEBECİ
İMRALI-ANKARA- KAN-DİL ATEŞKES ANTLAŞMASI
GÜL MUHAMMED
VELEDE BAK YAHU! GİT ZIBAR YAT; UYU, UYU!
ELAZIĞ, BİR SEVDALISINI DAHA KAYBETTİ
KİM BU TUNCAY GÜNEY?
Diğer Yazarlar

Sanayileşmede 4. Evre Başlarken, İstikbal ve İstiklalimiz Merkezinde BİZ!
TOPLUMUN CAN DAMARI KOMŞULUK
TFRS HAYAL OLDU, TDHP’NA DEVAM
ELAZIĞ’DAN MEKTUP VAR – 2
HARPUT DÜNYA MİRAS LİSTESİNE TAŞINIYOR
GÜNOĞLULUK VE GÜNOĞULLARI
El-Aziz'e Özlem
BENİM BABAM ÖLDÜ MÜ?
OYUN BOZAN MALATYA..!
Yazarlar
Hadi Önal
GÜNOĞLULUK VE GÜNOĞULLARI
Davranışlarını genel ahlak kurallarına göre d...
Metin AKGÜN
Sanayileşmede 4. Evre Başlarken, İstikbal ve İstiklalimiz Merkezinde BİZ!
Sanayileşmede 4. Evre Başlarken, İstikbal ve İstik...
Nevzat ÜLGER
HARPUT DÜNYA MİRAS LİSTESİNE TAŞINIYOR
Elazığ ilinde bulunan kültür varlıkları ...
Ali Kaya
BENİM BABAM ÖLDÜ MÜ?
  Benim babam öldü mü?...&nbs...
Yrd.Doç.Dr.Kadri Kulualp
OYUN BOZAN MALATYA..!
Derbilerin bir klişesi vardır. “Orta sa...
Doç.Dr.Murat BOYDAK
ELAZIĞ’DAN MEKTUP VAR – 2
Sabah canım hep çay çeker, bu şehrin...
Bilal CİVELEK
TOPLUMUN CAN DAMARI KOMŞULUK
Ne zaman kat kat daireler yapıldı, komşuluk bozulm...
Alpaslan Arite (Yeminli Mali Müşavir)
TFRS HAYAL OLDU, TDHP’NA DEVAM
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartla...
Fatma Bayram
El-Aziz'e Özlem
Kayseri’den kuzenim geldi. İlk kez Elazığ&rs...
Hava Durumu ( Elazığ )
Bugün
12°°C - 30°°C
Cumartesi
12°°C - 31°°C
Pazar
14°°C - 34°°C
Pazartesi
15°°C - 35°°C
Namaz Vakitleri ( Elazığ )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
02:5904:5212:3216:2520:0021:43

23 Haziran 2017 Cuma
Günün Sözü
"Gördüklerim, Görmediğim yaratıcının varlığına inanmaya beni mecbur ediyor."
()
Tarihte Bugün
656 - Hazreti Ali (k.v.) 'nin halife seçilmesi.
1565 - Turgut Reis'in şehadeti.
Arşiv Arama
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Sayfa 1
Sayfa 2
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(177 Online) 1,30ms