Bugün - 23 Haziran 2017 Cuma
Elazığ 30°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Sayfa 1
Sayfa 2
Yeni Üye
Gündem Spor Eğitim Sağlık Kültür-Sanat Ekonomi İlçe-Belde Haberleri Asayiş Ülke Gündemi 3. Sayfa 
Yazar Detayları

Hadi Önal

Hadi Önal - TOPRAK, TOPRAĞIN ALTI VE ÖTESİ

TOPRAK, TOPRAĞIN ALTI VE ÖTESİ
Yazı Tarihi: 11 Mayıs 2015 Pazartesi

Her gün üzerine bastığımız; sürüp ektiğimiz; evlerimizi, işyerlerimizi üzerinde inşa ettiğimiz; yol için yardığımız, en sonunda da kucağında ebedi istirahata çekildiğimiz toprağın işlevini ve biz insanlara sunduğu nimetleri saymakla bitiremeyiz. Hayatımızın hemen her alanına ve her anına mühür vurmuştur âdeta.

Canlılar, suyla birlikte yerine göre vatan, yerine göre can olan topraktan halk edilmiştir. Bu özelliğinden mi bilinmez, yaradılış gayesine uygun bağrında soylaşan ve boylanan, kendisine verilen süreyi tamamlayan Yaradan’ın, eşrefi mahlûkat olarak kıymetlendirdiği insan dâhil her canlıyı bir ana gibi bağrına basar toprak.

 Bizim ölüm dediğimiz bu bağra basma sırrını, ah bir de dili olsa anlatsa toprak. Toprak, kâinatın varoluşundan bu yana sadece bu sırrı mı saklar dersiniz? Hayır, onda insanoğluna bahşedilen akılla çözülemeyecek o kadar çok bilinmez gizli ki... Bir bakın Allah aşkına! Toprak, yine kendisi gibi nimetlerin büyüklerinden su ile bir araya gelince nice mucizelere kapı aralar; renk olur gözlere, desen olur ekinlere, koku olur çiçeklere, lezzet olur damaklara, ufuk olur uzaklara… 

Bin yıllara hükmeden medeniyetler zamanın hükümranlığına yenik düşünce toprak, o medeniyetle birlikte oluşan kültürün maddi boyutunu omuzlayarak taşır bugünlere ki insanoğulları yaşanılanlar hakkında fikir yürütsünler, ders alsınlar, daha güzele ulaşmak için gayret göstersinler diye.

Ve İnsanlar; toprağın bağrında, toprakla iç içe Âdem’den bu yana varlığını ve neslini devam ettiren insanlar…  Kimi sarı, kimi beyaz, kimileri de siyah milyarlar…  O insanlar ki bazıları her şeyin bu dünyadan ibaret olduğunu farz etmiş; bazıları da tekrar dirilirim düşüncesiyle koca mezarlar inşa etmişler kendilerine.

Dikeni verdiği gibi gülü de veren toprak; nice peygamberleri, nebileri, sahabeleri, evliyaları ve kendisini topluma adamış insanları bir ana şefkatiyle sarıp sarmalamış. Firavunlar, Nemrutlar hükümlerini yürütmek için basmışlar onun üzerine; onlarla birlikte nice imparatorları, kralları, şahları, sultanları;“ben ki benim diyenleri” sabırla beklemiş toprak.

Bereketine rüzgârın uçuculuğunu yeğleyenler mi dersiniz; hırslarının kölesi olarak saltanat ve güçlerini hemcinslerini ezmek için kulanlar mı dersiniz… Sevginin ummanlaştırdığı gönüllerin yanı sıra kibrin dağlaştırdığı, zulmün taşlaştırdığı insanlar da elveda ile merhaba arasındaki o ince çizgide kaybolup gitmişler.

Şöyle başımızı bir tümseğine koyarak uzanalım toprağa. Sonra beynimizin sınırlarını zorlayarak düşünelim. Sahi neler var toprağın altında, toprak olan yahut ötesinde?

Sevdalar var, aşklar, umutlar diri diri gömülen… Hasret var, firkat var; hüzün var, “zamanıdır”,  deyip de tamamlanamayan ihtiraslar, hayaller var. 

Vuslat var her şeyden önce Yaradan’a, yüzü suyu hürmetine kâinatın yaratıldığı o müstesna insan Hz. Muhammed-sallâllâhu aleyhi ve seleme-, varlık sebebimiz anaya, babaya, bir yastığa baş koyulan eşe, evlâda, dosta, evvel giden yarana.

İnananlar için cennet var, cehennem var; inanmayanlar için yokluk var, hiçlik var.

Müjde var; müjde salih emelleri ile ölümle kucaklaşıp sır dolu yolculuğa çıkanlara…

Müjde şairin; “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır/Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır” sözü ile perçinlenen vatan olmuş toprak uğrunda can verip “sıradağlar gibi duran” şühedaya… Müjdeler, din için, devlet için, bayrak ve bağımsızlık için tevhit ile yıkanıp tekbir ile toprağa düşen kahramanlara.

Toprağın altında eli kına görmeden baharında toprağın kucak açtığı anne ve babasına şefaat edecek sabiler var. 

Kurtlar sofrasında kapışılan haslar, başkalarını haklarını gasplar, tüyü bitmemiş yetimin hakkına tecavüz yok toprağın altında. Olamaz da, ancak:

 “Ne varlığa sevinirim

  Ne yokluğa yerinirim

 Aşkın ile avunurum

Bana seni gerek seni”, diyen, bırakın başkalarının hakkına göz dikmeyi; dünya varlığını elinin tersi ile itmeyi en büyük erdem bilen, Allah (C.C), rızasından ve aşkından başka hiçbir şey istemeyen Yunus var, Yunuslar var.

Hırs yok toprağın altında; kin, garez, husumet, haset, kıskançlık yok. Ancak;

 “Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.”, diyerek insanları yaradılış gayesine hizmete davet eden Mevlana var, Mevlanalar var.

Toprağın altında; yalan yok, gıybet yok, iftira yok, istihza yok, ağız dalaşı, dedikodu, koğuculuk yok. Kitabına uydurmak, adalete nifak sokmak toprağın üstünün meziyet gerektiren bu gibi işler de orada geçerli değil. Toprağın altında ilahi adalet ile onun kılı kırk yaran terazisi var.

Saraylar, köşkler, villalar, katlar, yatlar, arabalar; hizmetçiler, korumalar; altınlar, elmaslar, dolarlar,  Euro’lar yok. Ancak;

“Karnın yardım kazmayınan, bel ilen

Yüzün yırttım tırnağınan, el ilen

Gine beni karşı karşıladı gül ilen

Benim sadık yârim kara topraktır.”, mısraları ile sır yüklü toprağın dostluğuna güvenen, onu sevgili olarak gören Âşık Veysel var.

Ekilenin biçildiği toprağın altında hırs olmadığı gibi toplama ve yığma üzerine kurulu bir düzen yok. Öyle sureti haktan görünüp de yan cebime koy, demek de mümkün değil.  Banka, faiz, borsa, çalma çırpma, soygun, vurgun;  rüşvet, iltimas kayırma, kollama da yok toprağın altında. İşçi, emekçi, memur; patron, ağa, amir yok ki birileri başkalarının emeğini sömürüp alın terinin üzerine otursun.

Ne demişti Şair Eşref; “Sen ister boynuna ip tak, diler cevherli kordon, Bu dünyadan nasibin en nihayet bir avuç toprak.” Evet, işte o toprağın altında, bir avuç olmadan önce dünyada edinilen alışkanlıkla uzansa el cebe; kefende cep de yok.  Aksine üstünde işlenen cürümlerin, yenilen hakların ve haltların hesabı var.

 Ağaçların olduğu gibi dağların da köklerini derinliklerinde barındıran toprağın altında, üstünde olduğu gibi evine, çocuklarına ekmek götüremeyecek kadar düşkünler, hayatını idame ettirmek için el açan fakirler; soğuktan donarak ölen garibanlar da yok; çünkü toprağın altındakiler için güneş ısısını, yağmur rahmetini, kar soğuğunu aynı miktarda hissettirir. 

Toprağın altında, savaş yok; zulüm, kan, gözyaşı yok. Savaş olmayınca savaş sanayi ve de o sanayi ile birlikte birilerinin acıları üzerine bina edilmiş geçici mutluluklar yok.

Toprağın altında insana ve insanlığa hizmet uğruna ömür tüketen;“yaratılanı Yaradan’dan ötürü seven”, nefsinin ve nefsanî duygularının esiri olmayan ve ruhunu şeytana kiralamayanların bayramı var. İnsana ve insanlığa hizmet uğrunda ömür tüketen bilim ve sanat adamları için beraatlar var.

Behlül Dânâ, Halife Harun Reşid’e sorar: “Toprağın altında en fazla ne var?”, diye. Halife Harun Reşid; “Bunu bilemeyecek ne var, ölü var.”deyince Behlül Dânâ; “Hayır”,der ve şöyle devam eder:  “Sultanım, ölüler değil feryatlar var. İman ile gidenler, niye daha çok çalışmadık, niye daha çok ibadet yapmadık diye, iman ile gidip, günahkâr olanlar da niye bu günahları işledik diye, kâfirler ise neden küfre sebep olacak işler yaptık diye herkesin feryadını bastırarak, feryat ederler.”

 Dünyadaki varlığa elveda demeden, toprağın üstünü altına bağlayan tek hat duanın çokluğuna ve devamlılığına vesile olacak işlere daha çok vakit ayırabilenlere ne mutlu!

Ne mutlu Behlül Dânâ’nın işaret ettiği gibi eyvahların, feryatların getirisi olmadığı o zamanda, manevi kıymetlerle dolu heybeleri omuzlarında, ardındaki dualarla ebedi hayata merhaba diyenlere!

 

Hadi Önal/10 Mart 2014/Diyarbakır

 

 

 
İletişim E-Posta: sonnokta23com@gmail.com - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

GÜNOĞLULUK VE GÜNOĞULLARI
KUR’AN VE ORUÇ AYI
ANNE
DUA KALBİN AYNASIDIR
EVET Mİ HAYIR MI
KERKÜK’TEN GELİYORUM
HÂLET EFENDİ
SOYTARILARA ŞİDDETLE İHTİYAÇ VAR
SENELER AH SENELER
23. ULUSLAR ARASI HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI
YEMEN TÜRKÜSÜ
MUTLU MUSUNUZ ONLARLA OLMAKTAN? MUTLU MUSUNUZ ONLARDAN VE OLANLARDAN?
ÖĞRETMEN VE ÖĞRETMENLER GÜNÜ
BEN ÖĞRETMENİM
ELAZIĞ’I İSTANBUL’DA YAŞAMAK
KANDIRIK YALAMASI
TOPRAK, TOPRAĞIN ALTI VE ÖTESİ
ALLAH’IN TOKADI(II)
YALANLA KİNLE PARMAKLA OYLA TARİH YAZILMAZ
ELAZIĞ’A YAPILAN HİZMETLERİ İNKÂR, NANKÖRLÜK; GÖRMEMEK KÖRLÜKTÜR
MERHABA ŞİİRE SÖZE MERHABA
MERHABA HAZAR MERHABA AY YILDIZLI BAYRAK MERHABA ARİF NİHAT ASYA
ELAZIĞ MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ VE HAKSIZLIĞIN RESMİ
ALLAH İÇİN… ALLAH ADINA…
DERSHANELER KAPANIR MI?
KADİR GECESİ
OY ANAM OY!
DÜN DÜNDÜ; BU GÜN BUGÜN DE, YA YARIN!
21. ULUSLAR ARASI HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI’NIN ARDINDAN
ELAZIĞ’DAN GÜMÜŞHANE’YE
ÖLÜMÜNÜN 5. YILINDA DİLAVER CEBECİ
İMRALI-ANKARA- KAN-DİL ATEŞKES ANTLAŞMASI
GÜL MUHAMMED
VELEDE BAK YAHU! GİT ZIBAR YAT; UYU, UYU!
ELAZIĞ, BİR SEVDALISINI DAHA KAYBETTİ
KİM BU TUNCAY GÜNEY?
Diğer Yazarlar

Sanayileşmede 4. Evre Başlarken, İstikbal ve İstiklalimiz Merkezinde BİZ!
TOPLUMUN CAN DAMARI KOMŞULUK
TFRS HAYAL OLDU, TDHP’NA DEVAM
ELAZIĞ’DAN MEKTUP VAR – 2
HARPUT DÜNYA MİRAS LİSTESİNE TAŞINIYOR
GÜNOĞLULUK VE GÜNOĞULLARI
El-Aziz'e Özlem
BENİM BABAM ÖLDÜ MÜ?
OYUN BOZAN MALATYA..!
Yazarlar
Hadi Önal
GÜNOĞLULUK VE GÜNOĞULLARI
Davranışlarını genel ahlak kurallarına göre d...
Metin AKGÜN
Sanayileşmede 4. Evre Başlarken, İstikbal ve İstiklalimiz Merkezinde BİZ!
Sanayileşmede 4. Evre Başlarken, İstikbal ve İstik...
Nevzat ÜLGER
HARPUT DÜNYA MİRAS LİSTESİNE TAŞINIYOR
Elazığ ilinde bulunan kültür varlıkları ...
Ali Kaya
BENİM BABAM ÖLDÜ MÜ?
  Benim babam öldü mü?...&nbs...
Yrd.Doç.Dr.Kadri Kulualp
OYUN BOZAN MALATYA..!
Derbilerin bir klişesi vardır. “Orta sa...
Doç.Dr.Murat BOYDAK
ELAZIĞ’DAN MEKTUP VAR – 2
Sabah canım hep çay çeker, bu şehrin...
Bilal CİVELEK
TOPLUMUN CAN DAMARI KOMŞULUK
Ne zaman kat kat daireler yapıldı, komşuluk bozulm...
Alpaslan Arite (Yeminli Mali Müşavir)
TFRS HAYAL OLDU, TDHP’NA DEVAM
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartla...
Fatma Bayram
El-Aziz'e Özlem
Kayseri’den kuzenim geldi. İlk kez Elazığ&rs...
Hava Durumu ( Elazığ )
Bugün
12°°C - 30°°C
Cumartesi
12°°C - 31°°C
Pazar
14°°C - 34°°C
Pazartesi
15°°C - 35°°C
Namaz Vakitleri ( Elazığ )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
02:5904:5212:3216:2520:0021:43

23 Haziran 2017 Cuma
Günün Sözü
İyilere dost olki; kötülerden emin olursun.
(HZ.OSMAN (R.A))
Tarihte Bugün
656 - Hazreti Ali (k.v.) 'nin halife seçilmesi.
1565 - Turgut Reis'in şehadeti.
Arşiv Arama
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Sayfa 1
Sayfa 2
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(171 Online) 1,28ms