Bugün - 25 Haziran 2017 Pazar
Elazığ 35°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Sayfa 1
Sayfa 2
Yeni Üye
Gündem Spor Eğitim Sağlık Kültür-Sanat Ekonomi İlçe-Belde Haberleri Asayiş Ülke Gündemi 3. Sayfa 
Yazar Detayları

Doç.Dr.Murat BOYDAK

Doç.Dr.Murat BOYDAK - PALU’LU SELOCAN’IN BAYRAM HEDİYESİ

PALU’LU SELOCAN’IN BAYRAM HEDİYESİ
Yazı Tarihi: 28 Temmuz 2014 Pazartesi

Adı Selahattin’di…

           Soyadını hatırlamıyorum bile, Elazığ’ımızın Palu ilçesinden saf ve tertemiz bir hemşehrimizdi.

 İlçe ayrımı yapan bir insan değilim. Özellikle de etnik köken ayrımının günümüzde daha çok yapıldığını düşünerek, böyle bir ayrımı yapmanın birlik ve beraberliğimize zarar verdiğini düşünmekteyim. Benim için insanımızın Baskil, Keban, Maden, Arıcak, Palu, Sivrice, Kovancılar, Karakoçan, Ağın veya Alacakaya’lı olması sonucu o güzel kelimeyi ağzımıza alıyor ve gururla “Elazığ’lıyım” diyebiliyoruz. Bunu sağlayan bizim güzel ilçelerimizle beraber gelen birlikteliktir.

            Uzatmalayım….

Geçen sene bir arkadaş grubuyla birlikte kısa bir tatil için Antalya’nın Alanya ilçesinde bir otele gitmiştik. Daha ilk günden itibaren “Elazığ’lı var mı” sorusu karşısında otel personelini epey bunaltmıştım. Arabamı geldiğimiz gün otelden biraz uzağa park etmiştim. İki gün sonra otelin önünde bir yer boşalınca arabamı oraya getirdim. Öğleden sonra arabamın etrafında dikkatlice bir kişinin arabamı incelediğini ve yanındaki arkadaşına bir şeyler söylediğini fark ettim. Yanlarına yanaştığımda arabamdaki Elazığ’yla ilgili aksesuarlara ve arka camdaki Elazığspor dolağına baktıklarını anladım.

“Selamın aleyküm gardaş nedisiz?” dediğimde..

“Abe Elazığ’lımısın?” sorusunu gözleri parlayarak soran sizin de tahmin edebileceğiniz gibi, biraz önce arabayı dikkatlice inceleyen ve arkadaşına hararetle bir şeyler anlatan kişiydi.

“He gakgom” dediğimi hatırlıyorum. Elimi öpmeye çalıştı 20’li yaşlarda olduğunu düşündüğüm bu genç delikanlı, hemen elimi geri çektim. Epeydir bir hemşehrisine hasret kaldığı her halinden belliydi. Gözlerinin içi gülüyordu.

- Hele ismin söle gardaş ?

-Selahattin abe..Ama bana buralarda SELOCAN derler.

-Bunu tahmin etmek zor olmasa gerek gakgom, Elazığ’lılar her yerde candır.

-Yoh abe. Ben devamlı nişanlımı arim. Arkadaşlar ondan bahan ele söliler. Diyerek başını önüne eğdi. Dalgaya alındığını düşünüyordu. Fakat Alanya gibi yerde nişanlısını düşünerek onu araması bile başlı başına bir bağlılık ve tutkunluk göstergesiydi. Aslında o zaman anlamalıydım Selocan’ın içindeki engin sevgiyi ama farkedemedim.

Palu’lu olduğunu söyledi Selocan. Zayıf, elmacık kemikleri çıkmış ve alnında ter eksik olmayan bir delikanlıydı. Herkesin hava şartlarından dolayı açık seçik giyindiği yerde, bizim Sivrice’de göle giren 70 yaşındaki Fethi Dayının kıyafetinden farkı yoktu üzerindeki elbiselerin. Diz kapaklarının altına kadar gelen uzun ve kalın bir şort ve sol cebinde nüfus cüzdanı olan beyaz bir gömlek.

Çok yoğun olduğunu ve bizim kaldığımız otelin plaj görevlisi olduğunu söyledi Selocan. Bir an aklıma Selocan’ın o sıcakta bu kıyafetle hem de sahilde nasıl çalıştığı sorusu geldi. Soramadım tabii ki. Birkaç yüz metre ileride, başka bir otelde bir hemşehrimiz olduğunu fakat onunda yoğun olmasından dolayı ancak haftada bir iki kere görüşebildiklerini ve şivemize bile hasret kaldığını anlattı. Alnından şıpır şıpır akan ter damlaları onun buraya helal para kazanmak için geldiğinin bir göstergesiydi. Ben sormadan o anlattı. Geçen sene nişanlanmış ve nişanlısına söz vermiş “Sahan düğün yapacağım” diye. Elazığ’lılığın verdiği gurur ve sözünde durması gerekliliği onu buralara getirmişti.

Kaldığımız otelin havuzu olduğu için hiç deniz kenarına gitme ihtiyacı hissetmemiştik. Fakat Selocan’la tanışınca sırf onun için tüm ekibimizle birlikte ertesi gün otelin sahiline gittik. Bizleri görünce o kadar çok sevindi ki Selocan, etraftan şezlonglarında uzanmış ve isteklerde bulunan kişilere “bi dakka abe”, “just a moment” diyip, bizlere yer ayarlamaya çalıştı. Birkaç dakika içerisinde kan ter içinde kalarak taşıdığı 3-4 şezlongu ve şemsiyeyi bizlere getirdi. Yardım etmeme izin vermedi. O ev sahibi biz misafirdik. Diğerlerine kulak asmadan neler içmek istediğimiz sordu. Yaklaşık 17 kişinin siparişini karıştırmadan ve eksiksiz getiren Selocan’dı. Her beş dakika da bir gelip bir isteğimiz olup olmadığını soran yine Selocan’dı. O kavurucu güneş altında anlattığım kıyafetleriyle durmadan koşuşturan ve yaptığı işin hakkını veren Selocan’dı.

“Gardaş işen bah gözün sevem bizi mahcup edisin” dememe rağmen, evi saydığı o sahilde bizlere hizmet etmek için çırpınan Palu’lu Selocan’dı. Arkadaşlarım şaşırmışlardı. Daha önceden tanıyıp tanımadığımı sordular. “Gardaş sizde gördüz burda tanıştık” diyerek, bugüne kadar anlam veremedikleri bu Elazığ’lılık duygusunun nasıl her insanda olduğunu çözmeye çalışıyorlardı.

Selocan’daki bu yakınlık gerçekten beni çok etkilemişti. O kadar işinin arasında bizlere ayırdığı vakit ve değer onu daha fazla yormamak adına bizlerin bir daha sahile gitmemesi ile son buldu.”Abe niye gelmişiz, bir kusurumuz olmadı inşallah” sözleriyle ona yakışır şekilde sürüyordu. Çocukları bahane ederek ve sıcak olduğunu söyleyerek atlatmaya çalıştım. Selocan sırf bizi görmek için öğlen ve akşam yemeğini hızlıca yiyerek, birkaç dakika da olsa yanımıza geliyordu otelde.

Ramazan bayramına 15 gün vardı. Elazığ’a gidip gitmeyeceğini sordum. Başını öne eğerek gidemeyeceğini üzüntüyle söyledi. Çok özlemesine rağmen nişanlısına verdiği bir söz vardı. Bu sözü yerine getirmek ve üç-beş kuruş para kazanmak adına özleminden fedakarlık yapıyordu. Aslında sevgi de bu değil mi? Sevgi fedakarlık istemiyor mu? Bir şeyler söylemek istiyordu ama utangaç ve sıkılgandı.  Ben tatil dönüşü ablamla oğlumun Elazığ’a gideceğini ve arife günü de bizim gideceğimizi söyledim. Konuşarak bana zahmet vereceğini düşündüğü isteğini öğrenmeye çalışıyordum. “Selocan yere girsin bu gurur gakgom” diyerek içimden geçenleri onun yüzüne ifade edemeyişime rağmen, her Elazığ’lının sorması gerekeni sordum.

-Var mı bir isteğin gakgom?

Alnındaki ter bulgur bulgur akıyordu. Gözlerini etrafa kaçırıyor fakat konuşmasından ve görünüşünden dolayı bazılarının “kaba” olarak ifade ettikleri yiğit adam Selocan “ince” düşünerek, bizleri zahmete sokmamak adına “Yoh abe” diyordu. Biliyordum, bir şeyler hissettiriyor Allah böyle güzel insanlar karşısında ve bunları düşünerek üsteledim. Ağzındaki baklayı çıkardı Selocan.

-Abe nişanlıma bir bayram hediyesi aldım. Vakit bulmadığım için otogara gidemim. Kargo şirketi çoh para istedi. Sen gidisen götürebilir misin?

Ben arife günü gideceğim için belki bayram telaşı olur ve zamanında ulaştıramayacağımı düşünerek, hediyesini tatil dönüşü hemen ablam ve oğlumla birlikte gereken yere ulaştırabileceğim söyledim. Günlerimiz Selocan’ın göstermiş olduğu ilgi ve yakınlıkla çabucak geçti. Gideceğimiz gün sabah göndereceği hediyeyi getirmesini istemiştim. Biz bavullarımızı indirirken Selocan arabamızın başında, hazır vaziyette bizi bekliyordu. Koltuğunun altında bir ayakkabı kutusu vardı. Vedalaşma vakti gelmişti. Kendisine teşekkür ederek ve telefon numaralarımızı kayıt ederek nasipse bir daha görüşmek üzere sarıldık birbirimize. Biraz da takılmak adına kutunun içinde ne olduğunu aslında düşünmeden sordum. Herkes oradaydı aslında onlarda merak ediyorlardı Palu’lu Selocan’ın nişanlısına gönderdiği hediyeyi.

Sormaz olaydım keşke…

O anlattı ben yerin dibine girdim.

- Abe nişanlım yazıya, bağa, bahçaya gidi. Terlikleri esgimiş geçenlerde gonuştum ayağına tiken batmış. Ben de düşündüm ona bayram hediyesi bir çift kapalı terlik aldım.


             O kendince utanarak ve sıkılarak, benim göstermek istemediğim gözlerimi seller içinde bırakarak uzaklaştı. Emaneti yerine ulaştı.

Yazacaklarım bu kadar. Allah Selocan gibi canlarımızı korusun.

Hepinizin bayramı kutlu olsun.

 

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz

SeŞa()
gözlerim dolu dolu ve boğazıma düğümlenen hıçkırık ile yazınızı bitirdim.Paylaşımınız için teşekkürler
Gönderilen Tarih - 20 Ağustos 2014 Çarşamba (09:29)  
Ethem Efendi()
MALESEF 1000 DE BIR OLUR BÖYLE SAF OLAYLAR ELAZIĞ COKTAAAAAAN BOZULDU. ..
Gönderilen Tarih - 29 Temmuz 2014 Salı (17:56)  
Hikmet ertan()
Evet hemşerim okurken sizin hissettiklerini hissettim duygulandım aynı zamanda gurur duydum. Çünkü yeni nesilde de saf hakiki elazığlıların olmasıve bizi gurbette ayrıcalıklı olmamızı sevilmemizi sayılmamızı saglayan harput kültürünü yaşatanların geliyor olması sevindirici. Bozulma elazığlı sen çok güzelsin. Boludan hikmet ertan
Gönderilen Tarih - 28 Temmuz 2014 Pazartesi (16:53)  

Diğer Yazıları

ELAZIĞ’DAN MEKTUP VAR – 2
ELAZIĞ’DAN MEKTUP VAR – 1
PALU’LU SELOCAN’IN BAYRAM HEDİYESİ
MERHABA İYİ İNSANLAR...
Diğer Yazarlar

Sanayileşmede 4. Evre Başlarken, İstikbal ve İstiklalimiz Merkezinde BİZ!
TOPLUMUN CAN DAMARI KOMŞULUK
TFRS HAYAL OLDU, TDHP’NA DEVAM
ELAZIĞ’DAN MEKTUP VAR – 2
HARPUT DÜNYA MİRAS LİSTESİNE TAŞINIYOR
GÜNOĞLULUK VE GÜNOĞULLARI
El-Aziz'e Özlem
BENİM BABAM ÖLDÜ MÜ?
OYUN BOZAN MALATYA..!
Yazarlar
Hadi Önal
GÜNOĞLULUK VE GÜNOĞULLARI
Davranışlarını genel ahlak kurallarına göre d...
Metin AKGÜN
Sanayileşmede 4. Evre Başlarken, İstikbal ve İstiklalimiz Merkezinde BİZ!
Sanayileşmede 4. Evre Başlarken, İstikbal ve İstik...
Nevzat ÜLGER
HARPUT DÜNYA MİRAS LİSTESİNE TAŞINIYOR
Elazığ ilinde bulunan kültür varlıkları ...
Ali Kaya
BENİM BABAM ÖLDÜ MÜ?
  Benim babam öldü mü?...&nbs...
Yrd.Doç.Dr.Kadri Kulualp
OYUN BOZAN MALATYA..!
Derbilerin bir klişesi vardır. “Orta sa...
Doç.Dr.Murat BOYDAK
ELAZIĞ’DAN MEKTUP VAR – 2
Sabah canım hep çay çeker, bu şehrin...
Bilal CİVELEK
TOPLUMUN CAN DAMARI KOMŞULUK
Ne zaman kat kat daireler yapıldı, komşuluk bozulm...
Alpaslan Arite (Yeminli Mali Müşavir)
TFRS HAYAL OLDU, TDHP’NA DEVAM
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartla...
Fatma Bayram
El-Aziz'e Özlem
Kayseri’den kuzenim geldi. İlk kez Elazığ&rs...
Hava Durumu ( Elazığ )
Bugün
14°°C - 35°°C
Pazartesi
15°°C - 37°°C
Salı
19°°C - 39°°C
Çarşamba
20°°C - 39°°C
Namaz Vakitleri ( Elazığ )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
03:0004:5312:3316:2620:0021:43

25 Haziran 2017 Pazar
Günün Sözü
Cahillerle girdiğim her tartışmayı kaybetmişimdir.
(İMAM-I AZAM (R.A))
Tarihte Bugün
1861 - Sultan Abdulmecid'in vefatı, Sultan Abdulaziz'in tahta çıkışı.
1950 - Kore Savaşı'nın başlaması.
Arşiv Arama
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Sayfa 1
Sayfa 2
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(345 Online) 0,52ms